Ahmet GÜLEÇ
Metalurji Yüksek Mühendisi
Abone İşleri Avrupa 1. Bölgesi Dairesi Başkanlığı/İSKİ
Konu başlığına bakıldığında ister istemez “Matbaa ile 21. yüzyılın ilişkisi nedir?” sorusu akıllara gelmektedir: Bunu açıklamak için öncelikle tarihte matbaanın gelişimi ve ülkemiz topraklarına gelişinin irdelenmesi gerekmektedir.
1440 ve 1450’li yıllar arasında Avrupa’da bir demir döküm ustası Gutenberg kurşundan döktüğü harfleri kullanarak yaptığı baskılar ile matbaanın mucidi olmuştur. Bu gelişmeden sonra Avrupa’da matbaacılık XV. yüzyılda gelişme göstermiştir.
Matbaa ilk olarak Sultan III. Ahmet döneminde ülkemize girmiş olup matbaanın Osmanlı topraklarına gelmesi Sultan III. Ahmet ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın ülkemize yaptıkları büyük bir hizmettir. Burada matbaanın Şeyhülislam Abdullah Efendi’nin verdiği fetvayla kurulduğunun hatırlatılması gerekmektedir. Fetvada dini eserler dışında bütün eserlerin matbaada basılması teşvik edilmiştir.
Bu karar din eksenli olmayıp sadece hattatların (yazıcıların) korunmasının gözetilmesi amaçlı verilmiştir. Ancak matbaanın Avrupa’da ortaya çıkışının üzerinden iki buçuk yüzyıl geçtikten sonra İstanbul’da ilk matbaanın açılması çok vahim bir olaydır ve bu gecikme birçok “geri kalmışlık” sorununun bir simgesi haline gelmiştir. Bu gecikmenin en büyük sebebi, sınırsız sayıda hattat (yazıcı) kitlesi ile müntensih denilen yazılı eserleri çoğaltarak geçinenlerin loncaları olmuştur.
Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa’ya ilk tanıtan Etat Militaire de l’Empire Ottoman (Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Durumu) adlı büyük eserin sahibi Kont de Marsigli kendisinin İstanbul’da bulunduğu zaman şehirde doksan bin hattattın mevcut olduğundan, Osmanlı iktisadi bir buhrana sebep olmaktan çekindiği için matbaacılığı kabulde tereddüt ettiğinden bahsetmiştir. Matbaa yüzünden ekmek paralarını kaybedecek olan hattatlar, Osmanlı’nın matbaa kurma girişimlerine karşı çıkmışlar, “haklarını söke söke almak” için gösteriler yapmışlardır. Yaşanan bu tarihsel vaka ve matbaasız geçen zaman için Yahya Kemal Osmanlı’nın toprak kayıplarından daha vahim bir kayıp olduğunu belirtmiştir.
Bu tarihi vaka ile açıklanan durum ülkemizdeki birçok kurum ve kuruluşun içinde bulunduğu görüş olup su hizmetlerinde de aynı paradigma görülmektedir. Su İdareleri gelişmiş teknolojilerin kullanılması ve hayata geçirilmesi konusunda oldukça muhafazakâr bir davranış sergilemektedir. Bunun en büyük örneğini uzaktan sayaç okuma sistemleri için görülebilmektedir.
KAYNAKLAR
1. Taha Akyol, “Bilim ve Yanılgı”, Milliyet yayınları, Genişletilmiş 8. baskı Ocak 2011
2. C. Dobbie and S. Durham, “Automated Meter Reading System Helps Track Water Usage” Waterwold, p: 109–111, September, 2003
3. B. Loeff, “Water Utilities Pump more value from AMR”, Waterworld, p: 10–12, January, 2005
4. L. Lovely, “Measuring and Managing” Water Efficiency, p: 15-21, March/April, 2010
Yazının devamı için Ölçübir ile iletişime geçiniz. +90 312 222 47 10-11